Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Bu Yazı'nın Yazarı : Muzaffer YALÇIN
Bu Yazar'a ait Diğer Yazılar :
Bu Yazının Kategorisi :  Rehber - SonSayi
Bu Yazının Okunma Sayısı :  1459
Bu Yazının Tarihi :  10.10.2015
Güncel Haber MAKÂLÂT;MİRAÇ İKLİMİNDE KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA ZİYARETİ’NİN ARDINDAN


Kudüs ya da 12 isminden birisi olan İliya şehri. Peygamberler şehri. Miraç yurdu. Ribat ve cihat yurdu olan Kudüs.

Mescid-i Aksa’nın İnşası

Kudüs ile bağ kurabilmek için ta Hz. Âdem (a.s.)’a kadar gitmek gerek. Cenâb-ı Hak: “…‘Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.’” (el-Bakara, 2/35) buyurmuştu. Hikmet-i ilahî, Âdem (a.s.) ile Havva annemiz o ağaçtan yiyerek yasağı çiğnediler. Bunun üzerine yeryüzüne indirildiler. Her biri farklı bir yerde, Cenâb-ı Hakk’ın murat ettiği zamana kadar ayrı kaldılar. Sonunda bugün müminlerin bir araya gelip dua ettiği Arafat’taki Cebel-i Rahme’de Hz. Allah (c.c.) onları bir araya getirdi. Sonrasında Âdem (a.s.)’a, bugün Müslümanların kıblesi olan Kâbe’yi inşa etmesini emretti ve o, Beytullah’ın ilk temellerini attı. Bu itibarla Kâbe, yeryüzündeki ilk mescittir.

Bundan kırk yıl sonra Rabbimiz Mescid-i Aksa’yı inşa etmesini emretti. (Bkz., Buhârî, Ehâdîsu’l-Enbiyâ, 10) Âdem (a.s.) bugün İsrail’in işgal ettiği Filistin’de bulunan Kudüs’e, Mescid-i Aksa’nın yapılacağı tepeye geldi. Burası dağlık, kayalık bir yerdi. Âdem (a.s.), orayı düzlük haline getirdi. Ve Mescid-i Aksa’nın (Beyt-i Makdis’in) temellerini attı.

Mescid-i Aksa, duvarlarla çevrili, üzeri kapalı mescitten ibaret değildir. Mescid-i Aksa, tamamı 140 dönüm olan ve Âdem (a.s.)’ın sınırlarını belirlediği, içinde mescidin de bulunduğu tepelik bir arazinin tamamıdır.

Mescid-i Aksa, Kâbe gibi Müslümanlar için kutsaldır. Zira her ikisi de Rabbimizin emriyle kurulmuştur. Fakat bugün dinlerini tahrif eden Yahudi ve Hıristiyanlar Kudüs’e sahip çıkıyor ve Müslümanları Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan çıkarmak istiyorlar. Müslümanlar haklarını aramazsa, Rabbimizin emriyle kurulmuş bu kutsal mescit, Yahudi ve Hıristiyanların şirk dolu çirkinlikleriyle dolacak. Rabbim fırsat verdirmesin. Müslümanları bu hususta şuurlandırsın!

Sonrasında Süleyman (a.s.) Cenâb-ı Hakk’ın emri ile Mescid-i Aksa’yı yeniden inşa etti. Süleyman (a.s.) cinlere hükmediyordu. Mescit yapımında onları istihdam etti. O tarihten bu zamana kadar mescit beş defa yenileme geçirmiş.

Mescid-i Aksa’yı tüm peygamberler biliyorlardı. Nitekim İbrahim, İsmail, Zekeriyya, Yahya ve İsa (a.s.) gibi nice peygamberler buraya gelmiş ve bu mübarek beldede yaşamışlardır.

Seçilmiş Mekân, Mescid-i Aksa

Hz. Allah (c.c.) bir şeyi seçmeyi diler ve seçer. Nitekim O, insanlar içerisinden Peygamberleri seçti. Peygamberler arasından da Rasûl-i Kibriya efendimizi kendisine habib, İbrahim (a.s.)’ı halil, Musa (a.s.)’ı kelim, İsa (a.s.)’ı ruhullah olarak seçti. Peygamberlerin dışında insanların en hayırlısı olarak Sıddîk-i Ekber efendimizi, kadınlar içinden de –kendi dönemi için- Meryem annemizi seçti. Meryem annemiz İsa (a.s.)’ı babasız dünyaya getirdi. Yine aylar içerisinden Ramazan’ı; günler içerisinden Cuma’yı; geceler içerisinden Kadir gecesini seçen Cenâb-ı Hak, yeryüzünde mescit olarak Beytullah ve Mescid-i Nebevî’nin yanı sıra Mescid-i Aksa’yı seçmiş ve sair mekânlara üstün kılmıştır.

İsra-Miraç

13 yıllık Mekke döneminde müşriklerin, Peygamber (s.a.v.) Efendimize ve O’nun yanında yer alan Müslümanlara akıl almaz eziyetleri, Hatice annemiz ve amcası Ebû Tâlib’in vefatının ardından had safhaya varmıştı. Efendimiz, İslam’ın Mekke’de inkişafının mümkün olmadığını anlayınca Taif’e gitmeye karar verdi. Oraya gidip davasını tebliğ edince, Taif halkı O’nu tasdik etmedi. Bununla da kalmayıp Efendimizle alay ettiler, O’nu taşladılar. Ayakları kan revan içerisinde kaldı. Acı ve yorgunluktan yere yığılıp kaldı. Bir müddet dinlenmek istedi ise de müşrikler bırakmadı ve taşlayarak şehrin dışına çıkmaya zorladılar.

Sevdiklerini, yardım edenlerini kaybetti. İslam’ı anlatmaya gitti, insanlardan bu karşılığı gördü. İşte müşriklerin, “birliğinden dem vurduğun, putlarımızdan daha kuvvetli olduğunu söylediğin Rabbin seni yalnız bıraktı” dediği bir zamanda Hz. Allah, O’nu miraca davet etti. İsrâ suresinin ilk âyetinde haber verdiği ihsanını lütfetti. Peygamberimiz (s.a.v.), bir rivayette Beytullah’ta, bir rivayette de Ümmü Hâni annemizin evinde iken Cebrail (a.s.) Burak’la geldi. Peygamberimiz ona bindi. Burak gözün görebildiği en son noktaya adımını atarak süratle Mescid-i Aksa’ya ulaştı. Efendimiz, Burak’ı bağladı. Kudüs ziyaretimde Burak’ı bağladığı yeri gördüm. Oraya temsili bir halka koymuşlar ve adına “Kıble mescidi” denen bir mescit inşa etmişler.

Tüm peygamberler orada toplanmıştı. Peygamberimiz Cebrail (a.s.)’ın işaretiyle onlara namaz kıldırdı. Bu izzet ve şeref Peygamberimize verildi.

Cenâb-ı Hak, Peygamberimizi niçin Kâbe’den değil de Mescid-i Aksa’dan semaya çekmiştir?

Rivayetlerde haber veriliyor ki, Cenâb-ı Hakk’ın semaya açılan birçok kapıları var. Bunlar kapalıdır. Allah dilerse açar. Ama Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yer, sema kapısının yeryüzüne en yakın olduğu yerdir. Ve bu kapı hiç kapanmamak suretiyle daima açıktır. Bu sebeple Peygamber Efendimizi oradan almıştır.

Bir hikmeti de şudur: Şayet Peygamberimiz (s.a.v.), “Beytullah’tan miraca çıktım ve geldim” deseydi müşriklerin kalplerinde bu, o kadar yer etmezdi. “Bu da diğer söyledikleri gibi bir şey” derlerdi. Ama o insanlar arasında Kudüs’e gidip gelenler, Mescid-i Aksa’yı bilenler vardı. Peygamberimizin de daha önce oraya gitmediğini biliyorlardı. Bu sebeple “madem gittiysen oranın vasıflarını bize anlat” dediler. Bunun üzerine Allah (c.c.), Peygamberimizin gözünden perdeyi kaldırdı. Onlar sordular, Efendimiz de bir bir haber verdi.

el-Halil Şehri, Halilurrahman Mescidi

Halilurrahman mescidinin bulunduğu “el-Halil” şehrine gittim. Bu mescitte, İbrahim, İshak, Yakup, Yusuf (a.s.) ve Sâre annemizin kabirleri bulunmakta. “el-Halil” kenti ismini buradan alıyor. Yahudi askerleri şehre ve mescide, Müslümanları sanki hapishaneye girer gibi demir parmaklıkların arasından izin vererek içeri alıyor. Mescidin etrafı, üzeri tellerle çevrili yüksek duvarlarla korunuyor. Yahudiler, mescidin arka kısmını bölmüş ve sinagog haline çevirmişler.

Mescid-i Aksa’nın Fazileti

Mescid-i Aksa, Kur’ân’da zikrediliyor. İsra burada son buldu, Miraç ise buradan başladı. Peygamberimiz:

“Dâvûd oğlu Süleyman (a.s.), Beyt-i Makdis’i inşa edince Allah Azze ve Celle’den üç husus istedi…” buyuruyor. Bunlardan biri de: “Bu (mescid)e, orada namaz kılmaktan başka bir şeyin (yerinden) çıkarmadığı (maksadı yalnızca orada namaz kılmak olan) bir kimse geldiğinde, mutlaka onu günah(lar)ından, anasının onu doğurduğu gün(kü) gibi çıkarması”dır. (Nesâî, Mesâcid, 6)

“Gidemeyenler ne yapacak?” diye sorulduğunda Efendimiz, “Ona, (aydınlatmak için kandillerinde) yakılmak üzere zeytinyağı hediye edersin. Her kim bunu yaparsa o, oraya varmış kimse gibi (fazilete sahip)tir.” (İbn-i Mâce, İkâmetu’s-Salâti Ve’s-Sünneti Fîhâ, 196) buyuruyor.

Aksa mescidi 1945 yılında elektrik gelinceye kadar yağ yakmak suretiyle aydınlatılmıştır. Mescidin içerisine, gelen yağları toplayıp sakladıkları bir kuyu yapılmış. Ta ki Yahudiler, mescidin altını kazıp da bozana kadar.

Mescid-i Aksa Müslümanların Mescididir

Mescid-i Aksa Müslümanlarındır. Peygamber Efendimiz:

“(İbadet maksadıyla özel olarak) ancak (şu) üç mescide yolculuk edilir: Mescid-i Harâm, Rasûl(ullah) (s.a.v.)’in mescidi ve Mescid-i Aksa.” (Buhâî, Fadlu’s-Salât, 1)

“Diğer (mescitler)e nispetle Mescid-i Haram’da (kılınan) namazın fazileti yüz bin namazdır. Mescidim (olan Mescid-i Nebevî)’de bin namazdır. Beyt-i Makdis mescidinde ise beş yüz namazdır.” (Bezzâr, Müsned –el-Bahru’z-Zehhâr-, c.10, s.77, h.no:4142) buyuruyor. Bu vd. hadisler Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara ait kutsal bir yer olduğunu haber veriyor. Ama bugün bizler, sahip çıkalım mı çıkmayalım mı tereddüdü ile bakıyoruz oraya.

Müslüman, Kur’ân’a, İslam’a ait değerlerine sahip çıkmalı. Meryem annemizin evi, çilehanesi ve kabri, Mescid-i Aksa’nın karşısında Zeytindağı denilen dağın eteklerindedir. Bugün Hıristiyanlar orayı kilise haline getirmişler. Davut (a.s.)’ın kabrini Yahudiler sinagoga çevirmişler ve orada ayin yapıyorlar. Müslümanların mukaddes yerleri işgal altında. Allah onların zulmünden oradaki Müslümanları kurtarsın! Bizlere de o mekânlarla ilgili bilinç nasip etsin!

Mescid-i Aksa’nın altında kazılmadık yer kalmamış. 1998 senesinde Mescid-i Aksa ile ilgili bir raporda; 62 tane tünel kazıldığı, Yahudilerin burayı yıkmak için fırsat bekledikleri bilgileri yer almaktadır. Şartlar uygun olsa bugün yıkarlar. Her tarafı oymuşlar. Sebep ne?

Yahudiler: “Bizler, Allah’ın seçkin kullarıyız. Bütün milletlere üstün kılındık.” diyorlar ve buna inanmışlar. Bu sebeple diğer insanları kendilerine hizmetçi görüyorlar. İnanışlarına göre Allah, İbrahim (a.s.)’a kıyamete kadar devam edecek bir ahit vermiş. Bu ahit onları Filistin’deki kutsal topraklara bağlıyor.

Bir de Mesih’in burada geleceğine ve Siyonist Yahudi Devletinin burada kurulacağına inanmaktalar.

Bu sebeplerle burayı işgal ediyor, ele geçirmeye çalışıyorlar. Bunu, dinî inançlarının gereği olarak yapıyorlar.

Yahudiler, Mesih’in dönüşünden önce şu üç alametin gerçekleşeceğine inanıyorlar:

Birincisi; İsrail Devleti’nin kurulması. Bu süreci 1948 yılından bu yana Filistin topraklarındaki Müslümanları öldürmek suretiyle devam ettiriyorlar.

İkincisi; Kudüs’ün işgal edilmesi. Bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa Yahudilerin kontrolünde. Mescid-i Aksa’nın 15 kapısı var. Her bir kapıda eli silahlı Yahudi askerleri bekliyor. Ve onlar girmene izin verirlerse girebiliyorsun, izin vermezse giremiyorsun.

el-Halil kentindeki birçok Filistinli, yaşı otuza geldiği halde bir defa olsun Mescid-i Aksa’ya gelip namaz kılamamış. Çünkü şehirlerinin etrafı yüksek duvarlarla çevrili, şehre giriş ve çıkış Yahudilerin kontrolünde, Mescid-i Aksa’ya bırakmıyorlar.

Tevhit nurlarının yükseldiği, peygamberlerin yaşadığı, Miracın başladığı, Hz. Âdem’in temellerini attığı, Rabbimizin etrafını bereketli kıldığı mescide bugün Allah’ın lanetlediği Yahudiler sahip çıkıyor.

Bizlerse ceviz kabuğunu doldurmayacak kıymetsiz şeylerle uğraşmaktayız. Güya İslam’ı daha güzel yaşama adına kiminin sarığına, kiminin sakalına, kiminin cübbesine karışıyoruz. Birbirimizle didişip duruyoruz. Birbirimizi kırıyor, birlik yerine ihtilafı seçiyor, heva ve heveslerimizi din ediniyor, Allah’ın hükmünü, Peygamberimizin yolunu terk ediyor, faydasız işlerle ömür sermayesini tüketiyoruz. Biz boş şeylerle uğraşırken, Mescid-i Aksa’yı Allah’ın lanetlediği insanlar idare ediyor. Hangi meşrep üzere olursan ol, gittiğin yol Peygamberlerin yolundan, davan onların davasından, amelin de Peygamberlerin amelinden daha üstün değildir!

Üçüncü alamet; Mescid-i Aksa’nın yıkılması, yerine bir tapınak yapılması. (Güya!) Süleyman (a.s.)’ın heykelini yapıp oraya büyükçe bir haç dikecekler.

Bunun için uğraşıyorlar ve bu gayeyi inanç edinmişler. Kuracakları tapınağın taşını, kirecini, çimentosunu, penceresinin malzemesine kadar hepsini ayarlamışlar. Tapınak inşasında çalışacak kişileri de belirlemişler. Hatta devlet şu anda onlara maaş bile ödüyor. Zaman vermişler 2004 senesi için, Mescid-i Aksa yıkılacak ve tapınağı kuracağız, diye. Ama Rabbim muvaffak kılmamış elhamdülillah. Şimdi 2014 demişler, Allah o yalancıları bir kez daha yalancı çıkarttı. Demişler ki en son 2015’de bunu yapacağız Allah’ım bir kez daha yalancı çıkartsın onları!

Kudüs’e Gitmeli, Mescid-i Aksa’da Namaz Kılmalıyız

Haçlı seferlerinde 70.000 Müslüman Mescid-i Aksa’da katledildi. Surların, Mescid-i Aksa sınırlarının hemen kenarında 3.000 civarında Sahabe yatıyor. Şeddâd b. Evs, Übâde b. Sâmit (r.anhümâ) ve daha niceleri… Oralara gitmek için yolculuk yapmak Peygamber Efendimizin Müslümanlara bir emridir.

Allah’tan imkân isteyin gitmek için… Cenâb-ı Hak’tan orayı ziyareti nasip etmesini dileyin…

Gazze, giriş ve çıkışın yasaklandığı, sınırlarının kapatıldığı, insanların açlığa, hastalığa mahkûm edildiği bir yer. Ve oradakiler Müslüman.

Oraya vardığımız zaman Filistinliler bizlere “Osmaniyyûn” diyor. “Osmanlılar geldi, Türkler geldi” diyorlar. İslam halifesinin Türklerden çıkacağını, ümmetin bu perişan halini Hz. Allah’ın Türklerin arasından çıkacak bir İslam halifesiyle düzelteceğini ve onunla izzete kavuşturacağına inanıyorlar. Bu kadar ümit bağlamışlar bizlere. Müslümanları gördükçe yüzleri gülüyor.

Yahudiler, Mescid-i Aksa’da rahat bir şekilde ibadet yapılmasının önüne geçmeye çalışıyor. Mescidi boşaltmak, ziyarete gelen Müslümanları azaltmak ve böylece etrafta halen Müslümanlara ait yerleri ele geçirmeye çalışıyorlar ki orada Müslüman varlığı ve emaresi kalmasın. Ama şükür ki orada şuurlu Müslümanlar var, çalışıyor çabalıyorlar. Dernek kurmuşlar, Türkiye’den ve diğer memleketlerden gelen Müslümanların yardımlarıyla ayakta durmaya çalışıyorlar. Mescidin boş kalmaması, namazın aralıksız kılınması, ezanın susmaması için otobüslerle Kudüs’ün çeşitli yerlerindeki Müslümanları Mescid-i Aksa’ya taşıyorlar. Bu sene 8.000 sefer yapılmış. Biz gittiğimiz zaman Miraç gecesine isabet ettiği için kalabalıktı. Mescit dolmuş avluya taşmıştı. Rabbim her zaman orayı tevhit üzere secde edenlerle dolup taşırsın!

Mescid-i Aksa’nın boş kalmaması için bir tek Türkiye’nin değil yeryüzündeki bütün Müslümanların muhakkak ömründe bir defa olsun oraya gitmeyi kendisine vecibe sayması lazımdır. Ve bunun bir cihat olarak düşünülmesi gerekir. Anlattıklarım belki şu anda size uzak gelebilir. Ama Allah nasip etti. Ben gidip geldim. Orada Müslümanlara, ebedi cehennemlik oldukları halde kibirle tepeden bakan Yahudileri gördüm. Allah onları kahretsin!

Kubbetu’s-Sahrâ…

Kubbetu’s-Sahra; Rasûlullah Efendimizin miraca yükseldiği kayalık bir yer. Altında bir mağara var ve mescide dönüştürülmüş. Müslümanlar mescidin en ön kısmına kadar doluydu; fakat biz gelmeden önce kalabalık azalmıştı. İmamın namaz kıldırdığı mihrabı en önden aldılar, mescidin ortasına getirdiler.

Müslümanlar Mescid-i Aksa’yla ilgili haberleri, basit gündelik bir haber gibi dinlememeli. Beytullah’ı, Mescid-i Nebevî’yi gösteren televizyon kanalını açıp hacılarımızı görür müyüz diye bakıyoruz ya, aynı bunun gibi Mescid-i Aksa’yı takip edin. Ta ki Beytullah’a ve Ravza’ya gidebildiğimiz gibi esaretten kurtulmuş bir Mescid-i Aksa’ya kavuşana kadar.

Allah’ım, Mescid-i Aksa’yı garip bırakma! Parmak kadar bir yer yoktur ki Peygamberler oraya secde etmiş olmasın. Yâ Rabbi! Sayılarını senin bildiğin peygamberlerin secdeye kapandığı o yeri bu Yahudilerin zulmünden kurtar! Yâ Rabbi! Kendisini ve etrafını mübarek kıldığın Mescid-i Aksa’yı garip bırakma!

* Bu sohbet, 22 Mayıs 2015/4 Şaban Cuma günü Ankara Mescidinde Yapıldı.


Bu yazıya yapılan yorumlar:



Henüz Yorum Yazılmamış

Bu yazıya siz de bir yorum yazabilirsiniz...
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 
Onay Kodu:
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 60 Toplam : 1973857                   Moderatör : Erol ŞEN |