Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 08.08.2011 15:01:43
Yazan  : Erol ŞEN
Soru No : 1002

Soru   : Namaz Vakitleri Hakkında Bilgi Verirmisiniz?

Cevap Tarihi : 08.08.2011 15:09:48
Cevap :

104 – soru: bir
gün bir gece (içerisinde) kaç defa namaz kılmak farz olur?



104- cevap: bir gün bir
gece (içerisinde), beş vakitte beş defa namaz kılmak farz olur. (bu
vakitlerden) her birinin başlangıcı ve sonu vardır.



 105 – soru: başları
ve sonları (ile birlikte bu) beş vakti,  açıklayınız?



105- cevap: birinci (vakit): öğle
namazının vakti. başlangıcı, güneşin zevalinden (yani
gökyüzünün ortasından batıya doğru kaymasından)

sonradır
. sonu ise, ebû hanife (rh.a)’e göre; fey-i[1] zevâl
hariç her şeyin gölgesi iki katı olduğundadır.



ebû yusuf ve muhammed
(rh.aleyhima) ise; “(öğle namazının) vakti, zevalden sonra (başlayıp),  fey-i zevâl hariç her şeyin gölgesi bir katı
olduğundadır” demişlerdir.



İkinci (vakit): İkindi
namazının vakti. İlk vakti, -her iki kavlin ihtilafı(nda ki görüşleri) üzere-
öğle (namazının) vakti çıktığından (itibarendir). son vakti ise, güneş
batmadığı (müddetçedir).



üçüncü (vakit):
akşam
namazının vakti. İlk vakti, güneş battığından (itibarendir).





son vakti ise, şafak kaybolmadığı
(müddetçedir).



dördüncü (vakit):
yatsı
namazının vakti. İlk vakti, şafağın kaybolmasından
(itibarendir). son vakti ise, ikinci fecir doğmadığı (müddetçedir).



beşinci  (vakit): sabah namazının vakti. İlk vakti,
ikinci fecir doğduğundan (itibarendir). son vakti ise, güneş doğmadığı
(müddetçedir).
 



106 – soru: şafak
nedir?



106- cevap: güneş
battıktan sonra batı tarafına bak. (güneşin) batımından sonra ufukta
bir kırmızılık görürsün. (bu kırmızılığın) ufukta kalması yaklaşık kırk dakika
veya daha fazladır. (sonra) bu kırmızılık yavaş yavaş gitmeye başlar. bu
kırmızılık gittikten sonra bunun peşi sıra ufka beyazlık gelir. İşte bu
kırmızılık ve (bundan) sonra (gelen) beyazlıktan her birine “şafak”
denilir.  



ebû hanife (rh.a) şöyle demiştir:
burada
ki şafak(tan murad), beyazlıktır.
beyazlık gidince akşam (namazının)
vakti çıkar ve yatsı (namazının) vakti girer[2].



(ebû
hanife’nin) ashabı ebû yusuf ve muhammed

(rh.aleyhima) ise şöyle demiştir:
şafak(tan
murad) kırmızılıktır. kırmızılık kaybolduğunda akşam (namazının) vakti çıkar ve
yatsı (namazının) vakti girer.



 107 – soru: İkinci
fecir nedir?



107- cevap: gecenin
bitimi yaklaştığında, doğu taraf ufukta dikey olarak direğe benzer
bir nur görürsün ki, işte bu nur, “birinci fecir, yalancı sabah ve dikey
fecir’dir.” sonra bunun peşinden ufku kaplayan bir karanlık gelir. karanlıktan
sonra doğu taraf ufukta, parlak, yatay, (enine) genişleyen (bir) nur doğar ve
yavaş yavaş artar. İşte parlayan bu nur, “ikinci fecir, hakiki sabah” olup,
aydınlanmış sabah ve yatay sabah diye isimlendirilir.
 



108 – soru: farz kılınan
namazlarda, her vaktin rekât sayısını açıklayınız?



108- cevap: öğle,
ikindi ve yatsı vaktinde farz kılınan (namaz her birinde) dört
rekâttır. akşam (namazında) üç rekât ve sabah (namazında) ise iki rekâttır.



 109 – soru: (yukarıda
sayılan) bu namazlarla birlikte, zikredilmeyen başka namaz var
mıdır?



109- cevap: evet,
(yukarıda
) zikredilenin haricinde meşru kılınan (başka) namazlar da
(vardır). fakat (bu namazlar) farz değildir. vitir (namazı farz dışındaki
namazlardan) olup vaciptir. (yine) farzların ve vacip (namazın) haricinde,
fazileti hadisi şerifte varit olan sünnet (namazlar vardır). İnşallah bunları
da zikredeceğiz.



 110 – soru: vitir
namazının
vaktini açıklayınız?



110- cevap: vitir
(namazının) vakti, yatsı (namazının) vaktiyle aynıdır. ancak vitir namazının
yatsının farzından önce (kılınması) caiz değildir, (çünkü) tertip (yani ilkönce
yatsının farzının, sonra vitrin kılınması) vaciptir. vitir namazının son vakti
ise, ikinci fecir doğmadığı (müddetçedir).



 111 – soru: namaz
vakitlerinin içinde bazı (vakitlerin) bazısından daha faziletli olma
(durumu) var mıdır?



111- cevap: evet
(vardır). bu hususta bir tafsilat olup, bu da (aşağıda) geldiği
gibidir;



1- sabah namazında (“isfâr”,
yani) ortalık aydınlanıncaya kadar (bekleyip kılmak) müstehaptır. (“İsfâr”
vaktinin güneşin doğmasından ne kadar önce olduğu hususunu ise şöyle
açıklayabiliriz): (kişi) ortalık aydınlanınca namaza başlayıp (namazı) sünnet
olan kıraat ile kılarak öyle bir vakitte bitirmesi (lazım) ki, şayet (herhangi
bir sebepten dolayı) namazın fasid olduğu ortaya çıkarsa, (namazı) tekrar (yeni
bir) abdest ve sünnet bir kıraat ile iade edecek (kadar zaman kalması gerekir).
güneşin doğup doğmadığında şüpheye düşecek (bir vakte) kadar da (namazı)
geciktirmez[3].



2- yazın öğle namazında “ibrâd”,
yani (öğle namazını) geciktirmek müstehaptır. kışın ise (öğle namazını) hemen
kılmak müstehaptır.



3- (gerek) kışın (gerek) yazın
ikindi namazını güneş değişmediği zamana kadar geciktirmek müstehaptır.
(güneşin) değişmesi(nden maksat), öyle ki (güneşe) baktığında gözlerin onu
görmekle kamaşmaz.



4- (gerek) kışın (gerek) yazın
akşam (namazını) hemen kılmak müstehaptır.



5- yatsı (namazını) gecenin üçte
birine kadar ertelemek müstehaptır.



(yukarıda anlatılan) bu
(vakitler), genel hallerde ve normal günlerdedir. şayet havanın bulutlu olduğu
bir gün ise, ikindi ve yatsı (namazlarının) hemen kılınması müstehaptır. (hava
bulutlu olduğunda bu iki namazın) haricinde (kalan namazların ise)
geciktirilmesi müstehaptır.



6- gece namazına aşinalık kazanan
kimse uyanacağına güveniyor ise vitir namazını gecenin sonuna ertelemesi
müstehaptır. (uykudan kalkacağına) güvenmeyip, ikinci fecirden önce
uyanamayacağından korkan kimse ise yatmadan önce vitir (namazını) kılar.










[1]
(fey-i
zevâl); günün yarısında güneş gökyüzünün ortasında (tepede) iken olan gölgedir.



“ed-dürrü’l muhtâr”
sahibi şöyle demiştir:
“fey-i zevâl, zevalden az önce eşyaya
(vaki olan gölge) olup, yerin ve zamanın değişmesine göre de değişir.” İbn-i
âbidîn (yerin ve zamanın değişmesine göre gölgenin de değişmesi hususunda);
“uzunluk, kısalık ve külliyen hiç olmaması (şeklindedir)” demiştir.“umdetü’r-riâye”’de;
“fey’in zevâl’e izafesi, ednâ mülâbeset içindir (yani birbirine benzeyen muzaf
ve muzaf’un ileyh’in iç içe girip ihtilatındandır)” denilmiştir.







[2]
“burada ki şafaktan murad, beyazlıktır.” bu, İmam ebû hanife (rh.a)’in tercih
ettiği (görüştür). bu (görüş), ebû bekir sıddîk, ömer, muâz ve aişe
(r.anhum)’un mezhebidir. (bunu) “el-bahru’r-râik”
sahibi zikretmiştir.





İbn-i âbidîn;  “el-bahru’r-râik”’e (yaptığı) “minhatü’l
hâlık”
diye isimlendirilen hâşiyesinde, “el-İhtiyâr”’dan naklen
şöyle demiştir; (şafaktan maksadın beyazlık olduğunu), “abdürrezzak” ebû
hüreyre (r.a) ve ömer b. abdulaziz’den rivayet etmiştir. “beyhakî” kırmızı
şafağı yalnızca İbn-i ömer (r.anhuma)’dan rivayet etmiştir.



“İbn-i huzeyme
sahihi’nde”
şöyle demiştir: kırmızılık kaybolup da, (kırmızılıktan sonra
gelen) beyazlık duruyor ise, yatsı (namazı) vaktinin girmesi şüphelidir
(meşkûk) kesin (yakîn) değildir. çünkü âlimler şafak hakkında ihtilaf ettiler.
bazısı; “(şafak) kırmızılıktır” dedi. bazısı; (şafak) beyazlıktır” dedi.
şafak(tan maksadın) kırmızılık olduğu nebî (s.a.v)’den, ilmen sabit
olmamıştır. 







[3] “el-bahru’r-râik”










Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 146 Toplam : 1959289                   Moderatör : Erol ŞEN |