Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 19.03.2009 21:42:16
Yazan  : .
Soru No : 51

Soru   :
bir anne erkek çocuğunu veya bir baba kız çocuğunu şehvetle tutsa karı-koca birbirlerine haram (hürmet-i musâhare) olur mu? bu husus vesvese ve sihir olabilir mi? zira peygamber efendimize sihir yapılmıştı, olmamış şeyleri olmuş gibi görmüş idi.

Cevap Tarihi : 04.10.2006
Cevap :
Bu mevzuda mezheplerin görüşleri şöyledir.

Hanbelî Mezhebi:

Hanbelî mezhebinde bu hususta iki görüş vardır. Ancak sahih olan görüş şudur: Erkekle kadının tenhada buluşmaları, erkeğin mahrem yeri (vajina) dışında kalan kısımlardan lezzetlenmesi, şehvetle bakması, öpmesi, ellemesi ve cinsel temasın öncülüğü olan hareketlerden her hangi birini yapması ‘hürmet-i musâhareyi’ (hısımlık mahremiyetini) gerektirmez. (el-Cezîrî, c.5, s.2129)


Şafiî Mezhebi:

Kadına bakmak ve yapışmakla hürmet-i musâhare sabit olmaz. (Mültekâ, c.2, s.121)

Tenin tene şehvetle dokunması, bu duyguyla kadınla kucaklaşmak gibi benzeri şeyler hürmet-i musâhareyi gerektirmez. (İslâm Fıkhı, Celal Yıldırım, c.2)


Hanefî Mezhebi:

Şehvetle dokunmak, öpmek, kucaklaşmak, okşamak, çimdiklemek, tenasül organına bakmakla hürmet-i musâhare sabit olur. (Reddü’l-Muhtar, el-Cezirî, Mültekâ, el-İhtiyâr, Fetevâyi Hindiyye)

Yukarıdan anlaşılacağı üzere; bir annenin erkek çocuğunu veya bir babanın kız çocuğunu şehvetle tutması ve benzeri şeylerin hükmü mezheplere göre şöyledir:

Hanefî Mezhebi:

Karı-koca birbirlerine haram olurlar, ayrılmaları gerekir.

Şafiî ve Hanbelî Mezhepleri:

Karı-koca birbirlerine haram olmazlar, yani hürmet-i musâhare gerçekleşmez. Ama çirkin bir günah işlemiş olup tevbe ve istiğfar edip derhal bu duygulardan temizlenmenin yollarını arayıp, terk etmesi lazımdır.

Sonuç olarak;okurumuzun hali, içinde bulunduğu psikolojik durum ve zamanımızdaki şartlar göz önünde bulundurulduğunda Hanbelî ve Şafiî mezhebine göre amel etmesi daha uygundur. Yani hürmet-i musâhare bu şartlarda sabit olmaz.Bu ruhsattan istifade, sorulan husus kişide süregelen bir ahlâka dönüşmediği zaman için geçerlidir. Bu hisler, ahlâk haline geldiği zaman, bu ruhsattan istifade edemez.

Bu ve benzeri vesveselerden kurtulmak için farzların edasıyla birlikte nafile namaz, oruç, zikir, evrâd ve salavât gibi ibadetlerle meşgul olup bunlarla yardım olunmalıdır. Bunun yanı sıra ihtiyaç halinde psikologlardan yardım almanın da bir tedavi yöntemi olduğunu unutmamak gerekir.


Peygamber (s.a.v.) efendimize yapılan sihir meselesinin aslı ise kısaca şudur:

Rasûlullah (s.a.v.)’e sihir yapılmıştır. Ama Allah (c.c.)’nun emriyle, Cebrail (a.s.) bunu Rasûlullah (s.a.v.)’e haber verip, Allah’tan bir vahiy olarak Muavvizeteyn (Felak ve Nas) sûrelerini indirmiş, bunları okumasını söylemiştir. Rasûlullah (s.a.v.)’de bu sûreleri okumuş, büyü daha tesir etmeden bozulmuştur. Olmamış şeyleri oluyormuş gibi görme hadisesi vukuu bulmamakla beraber bu gibi rivayetler, diğer rivayetlere göre zayıftır. Çünkü bu, Peygamberlerin ‘İsmet’ (korunmuşluk) sıfatına muhalif olup Kur’ân’a, Sünnet’e ve tabiatıyla bütün ahkâm-ı şeriata halel getirmektedir. Daha geniş bilgi için araştırma yapılmalıdır.

Sonuç olarak; Peygamberimize zarar vermek için büyü yapılmış; ama tesir etmemiştir. Sahih olan kavil budur.



Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 146 Toplam : 1959289                   Moderatör : Erol ŞEN |